Pelikan Dosyası

Ahmet Davutoğlu’ndan Berat Albayrak’a Uzanan Gücün Yükselişi ve Çöküşü

Türk siyasetinde bazı olaylar vardır; yaşanır, biter ve tarihe karışır.

Bazıları ise yaşandıktan sonra asıl etkisini göstermeye başlar.

Pelikan olayı ikinci gruba giriyor.

İyi de nedir bu “Pelikan Bildirisi” ya da “Pelikan Dosyası” denilen şey?

Takvimler 1 Mayıs 2016’yı gösterdiğinde, WordPress üzerinden açılan;
“pelikandosyasi.wordpress.com” adlı imzasız bir blog sitesinde yayımlanan uzun bir yazıdır!

Neler içeriyor?

Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’na yönelik çok sert eleştiriler, içeriden sızdırılmış bilgiler ve iddialar..

Temel iddia şudur;
“Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sadık görünüyor ama arkasından Batı dünyasıyla ve sistemle iş birliği yaparak Erdoğan’ı tasfiye etmeye, kendi liderliğini ve saltanatını kurmaya çalışıyor!”

Ahmet Davutoğlu Başbakandır o dönem..
AK Parti’nin geleneksel, kurumsal yapısını ve Başbakanlık makamının ağırlığını korumaya çalışmaktadır.
Yanında Ali Babacan, Mehmet Şimşek gibi batı sermayesi ve küresel sistemle uyumlu, kurumsal akla inanan figürler vardır..
Yeni dönemin kapıdaki ayak sesleri olan Başkanlık sistemine geçişe ve gücün tamamen tek bir merkezde toplanmasına mesafelidirler.

Kimler yayınlıyor bu bildiriyi?
Merkezi İstanbul Kuzguncuk’ta bir yalıda;
“Bosphorus Global”
(Boğaziçi Küresel İlişkiler Derneği)

Sorumluları?
Akademisyen, yazar ve sosyolog Süheyb Öğüt ve eşi gazeteci Hilal Kaplan..

O dönem sızan WikiLeaks belgeleri ve bir takım e-posta iddialarına göre, bu grubun arkasındaki asıl siyasi ve finansal gücün, Erdoğan’ın damadı ve dönemin Enerji Bakanı Berat Albayrak olduğu iddia edilir..

Bugün geriye dönüp bakıldığında görülen odur ki;
Pelikan, aslında Türkiye’nin son on yılındaki iktidar mimarisini şekillendiren en önemli kırılma noktalarından biridir.

Fakat ilginç olan şudur;
Pelikan’ın hikâyesi Ahmet Davutoğlu ile başlamadığı gibi
Berat Albayrak ile de bitmemiştir!

Siyasetin görünen yüzünde siyasi partiler vardır,
Görünmeyen yüzünde ise güç ağları;
Bürokrasi,
Medya,
Sermaye,
Güvenlik aygıtları,
İstihbarat çevreleri..

Devletler çoğu zaman seçimlerle değil, bu görünmeyen ağların dengesiyle yönetilir.

Siyasi arenada yıllardır anlatılan teoriye kulak verildiğinde;
15 Temmuz öncesi FETÖ Türkiye’nin en büyük sorunu değildir!

Asıl sorun, FETÖ sonrasında oluşacak boşluğun kim tarafından doldurulacağıdır!

Devlet içindeki bütün büyük aktörler yaklaşan tasfiyeyi görüyor,
Ve herkes yeni dönemde pozisyon almaya çalışıyor..

Pelikan Bildirisi’nin ortaya çıktığı iklim tam olarak böyle bir iklimdir aslında..

Davutoğlu Aslında Neden Hedef Oldu?

Bakıldığında;
Davutoğlu ile Erdoğan arasında görüş ayrılıkları oluşmuş,
Yollar ayrılmıştır..

Ancak böyle bir açıklama hiçbir zaman yeterli olmamıştır!

Zira bir başbakanın birkaç gün içerisinde siyasi olarak etkisiz hale getirilmesi sıradan bir parti içi anlaşmazlıkla açıklanamaz!

Kimilerine göre Pelikan Bildirisi aslında bir “suçlama metni” değil, bir “sadakat testi”idi..

Mesaj açıktır zaten;
“Devlet içinde ikinci bir siyasi merkez oluşmasına izin verilmeyecektir!”

Davutoğlu’nun asıl yanlışlığı;
Erdoğan’dan farklı düşünmesi değil,
Kendi ağırlık merkezini oluşturmaya başlamasıdır!

Başbakanlık makamı ilk kez Cumhurbaşkanlığı merkezli yeni sistem karşısında direnç göstermiş;
Ve bu direnç kırılmıştır!

Gücün Zirvesi;
“Berat Albayrak Dönemi”

2018 sonrasında Pelikan tartışmaları ile Berat Albayrak’ın yükselişi neredeyse aynı hikâyenin parçaları olarak görülmeye başlanır.

Zira ilk kez bir siyasetçinin etrafında;

Medya,
Bürokrasi,
Ekonomi yönetimi,
Düşünce kuruluşları,
Ve Djital ağlar bu kadar yoğun biçimde kümeleniyordu.

Ankara’da o günlerde ilginç bir söz dolaşıyordu;
“Devlet içinde devlet değil, iktidar içinde iktidar oluşuyor.”

Bu elbette bir komplo teorisiydi.

Ama teorinin yayılma hızı dikkat çekiciydi.

Çünkü Albayrak yalnızca bir bakan gibi değil;
Birçok kişiye göre yeni dönemin mimarı olarak görülüyordu!

Pelikan’ın Asıl Hedefi Başkanlık Sistemi miydi?

Bazı siyaset bilimcilerin dikkat çektiği ilginç bir kronoloji vardır;
Önce Davutoğlu tasfiye edilir,
Sonra Başbakanlık makamı etkisizleşir,
Ardından Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi gelir,
Son olarak Başbakanlık tamamen ortadan kalkar..

Bu tabloya bakan bazı teorisyenler şu sonuca varırlar;
“Pelikan’ın hedefi Davutoğlu değil, Parlamenter Sistemdir!”

Ve Sonra Bir Gece Her Şey Değişti!


Tarihler 2020 yılı Kasım ayını göstermekte..

Türkiye yeni bir ekonomik türbülansın içindedir;

Dolar yükselmekte,
Rezerv tartışmaları büyümektedir ki;
Tam bu sırada Berat Albayrak Instagram üzerinden istifa eder!

Ankara donup kalır;
Zira bu bir görev değişikliği değildir!

Ya nedir?
Bu bir güç merkezi değişikliğidir!
Üstelik sessizce gerçekleşmiştir!

Siyasi Analizcilerin En Karanlık Sorusu;
“Yıllarca başkalarının tasfiyesinde adı geçen bir yapı neden kendi merkezindeki en güçlü ismi koruyamamıştır?”

Kimi yorumcular şöyle bir sonuca varırlar;
“Pelikan sistemi kendi başarılarının kurbanı olmuştur!”

Belki gelecekte bütün arşivler açılacak.

Belki bir gün o bildirinin nasıl yazıldığı, kimlerin karar verdiği, hangi güç odaklarının devreye girdiği ayrıntılarıyla ortaya çıkacak.

Belki de hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz.

Ama bugün görünen tablo şudur;
Davutoğlu’nu deviren süreç, Türkiye’de yalnızca bir başbakanı değil, bir dönemin siyaset yapma biçimini de sona erdirdi.

Ve ironik olan şudur;
Pelikan’ın yükselişini mümkün kılan güç yoğunlaşması, birkaç yıl sonra Pelikan’ın en güçlü koruyucusu olarak görülen Berat Albayrak’ın sahneden çekilişine de tanıklık etmiştir!

Bu yüzden Ankara’da hâlâ şu cümle fısıldanır:

“Pelikan Dosyası kapanmadı.
Sadece yeni klasörlere taşındı.”

Ne demiştik?

“Ahmet Davutoğlu”

“Pelikan“

“Berat Albayrak”

(Mahmut Çetin)

16/06/2026

Yorum bırakın