“Devlet Aklı” Dediğiniz..

Kimi takipçilerimiz diyor ki;
“Bize hep büyük planlardan, 1000 yıllık stratejilerden, kadim devlet aklından söz ediyorsunuz ama görünürde somut bir şeyler yok?
Eğer bir “Devlet Aklı” varsa ve bu manzaraya izin veriyorsa, o zaman o akıl ya işlevsizdir ya da yoktur!”

Aslında mesele şudur;
Bir devlet aklı var, ama bu akıl romantizmin zirvelerinde kendilerine yer tutmuş insanlarımızın sandığı gibi kusursuz bir “İyilik ve Adalet” makinesi değil;
Rasyonalistlerin sandığı gibi de tamamen yok hükmünde değildir.

Devlet Aklı dediğimiz şey;
Yüzyılların getirdiği reflekslerin,
Kurum hafızasının,
Ve en önemlisi “kendi bekasını koruma” güdüsünün toplamıdır!

Bazen bir aktörü (örneğin teröre destek veren bir siyasi kimliği) tamamen yok etmek yerine,
Onun varlığını ve temsil ettiği yapıyı sistem içinde bir “supap” veya “muhatap” olarak tutmayı tercih eder.
Takipçimizin;
“Büyümeden kolunu kanadını kırmalı!” dediği olgu,
Devlet Aklı için bazen “Kontrollü Bir Gerilim Alanı” olarak yönetilmesi gereken bir süreç olabilmektedir.

Yazılarımıza aldığımız yorumlar gösteriyor ki;
Takipçi ve okuyucu kitlemiz sadece yüzeysel siyasetle değil ama;
Devletin doğasını, feodalizmi ve yönetilebilirlik krizlerini de sorgulayan kültürlü ve birikimli bir kitle.
Bu, bizim için gerçekten gurur vesilesidir;
Her bir arkadaşımıza buradan teşekkürlerimizi sunuyoruz..
Bugün Ahmet Türk’den ve dolayısıyla Güneydoğu Aşiretlerinden sözetmiştik..
Aşiretler Türkiye’nin bir gerçeği;
Özellikle doğu ve güneydoğu bölgelerinde..
Buralarda Aşiret Ağaları, binlerce dönüm arazi ve onlarca köy..
Ve haliyle “Maraba” olgusu..

Türkiye’de bir ağalık sistemi var; ancak bu ağalık sistemi toprak ağalığı ile sınırlı değil..

Bir sonraki yazımızda;
“Boğaz’daki Modern Aşiretler” olgusunu anlatmaya;
Sizleri çarpıcı gerçeklerle yüzleştirmeye çalışacağız..

Bizi izlemeye devam ediniz..
Saygılarımızla..

Mahmut Çetin

18/06/2026

Yorum bırakın