(BÖLÜM-1)

Yalıların Gizli Anayasası ve Evlilik Diplomasisi
Anadolu’nun uçsuz bucaksız coğrafyasında aşiret demek; toprak, silah, ağalık ve aşiret reisinin iki dudağı arasından çıkan hüküm demektir.
Devlet, Doğu’daki ya da Güneydoğu’daki bir aşiretin izini sürmek istediğinde haritayı açar, korucuları sayar, tapu kayıtlarına bakar.
Ancak Türkiye’nin asıl büyük, asıl derin ve küresel ağlarla örülü aşiretleri Güneydoğu’da değil;
İstanbul Boğazı’nın o asırlık yalılarında, yüksek duvarların arkasında yaşar.
Onların elinde keleşler yoktur;
Hisse senetleri,
Medya holdingleri,
Bankalar,
Ve Uluslararası Mason Localarının üyelik kartları vardır!
Anadolu’daki aşiret devlete kafa tutmaya çalışır;
Boğaz’daki aşiret ise sessizdir, fısıltıyla konuşur;
“Devlet Zaten Biziz!”
Peki kimdir bu “Beyaz Oligarşi”?
Nasıl örülmüştür bu sızılması imkansız kalenin surları?
“Kripto-Feodalizm ve Sülale Evlilikleri”
Komplo teorilerinin ve derin sosyolojik analizlerin kesiştiği ilk büyük gerçek;
Bu ailelerin serveti ve gücü dışarıya kaptırmamak için uyguladığı, Hindistan’daki kast sistemini aratmayan “İçeriden Evlilik” stratejisidir!
Sıradan bir insan için evlilik bir aşk hikayesidir;
Boğaz aşiretleri içinse bir “şirket evliliği”, bir “hisse birleştirmesi” ve genetik koruma kalkanıdır!
Koç, Sabancı, Eczacıbaşı, Boyner, Tara, Özilhan ve Dinçkök sülaleleri..
Dikkatli bakıldığında bu soy ağaçlarının ortalıkta görünmeyen gizli bağlarla birbirine düğümlendiği görülür.
Bir holdingin kızı, diğer holdingin çocuğuyla evlenir;
Kuzenler, eski büyük ailelerin torunlarıyla eşleşirler!
Komplo literatüründe bu durum, Osmanlı’nın son döneminde Selanik’ten gelen aristokrat ailelerin (Sabetayist iddiaların odağındaki yapılar) ve cumhuriyet burjuvazisinin genetik kodlarını saf tutma çabası olarak okunur!
Dışarıdan, yani Anadolu’dan bu yapıya evlilik yoluyla sızmak neredeyse imkansızdır.
Sızanlar ise sistemin içinde hızla eriyerek asimile edilir!
“Küresel Elitlerin Türkiye Distribütörleri”
“Bilderberg ve Rothschild Ağı”
Boğaz’daki aşiretleri Anadolu’dakilerden ayıran en ölümcül fark, arkalarındaki uluslararası meşruiyettir.
Onlar, dünyayı yöneten o “Üst Akıl”ın, küresel finans baronlarının Türkiye’deki resmi acenteleridir!
Vehbi Koç ve Bilderberg Sırrı;
Dünyayı perde arkasından yöneten gizli elitlerin, siyasetçilerin ve CEO’ların buluşma noktası olan Bilderberg Toplantıları’nın Türkiye ayağını kurumsallaştıran isim Vehbi Koç’tur!
Teorisyenlere göre bu katılım, Boğaz sermayesine “Türkiye’yi yönetme vizesi” verilmesinin resmi tesciliydi.
Bu gelenek hiç bozulmadı;
Mustafa Koç’tan Ali Koç’a, Çiğdem Simavi’den Suzan Sabancı’ya kadar bu isimler, o gizli yuvarlak masaların her zaman daimi misafirleri oldu!
“Rothschild ve Rockefeller Ortaklığı”
Komplo teorilerinin kalbine indiğimizde, Boğaz sermayesinin kendi başına bir güç olmadığı, Rothschild ve Rockefeller ailelerinin Türkiye’deki operasyonel gücü olduğu iddia edilir.
Türkiye’deki büyük sanayi hamlelerinin, ilaç sektörünün, bankacılık krizlerinin ve özelleştirmelerin arkasında, Boğaz yalılarında yapılan ve bu küresel ailelerin temsilcilerinin de katıldığı gizli protokollerin yattığı söylenir!
“Gölge Kabine”
TÜSİAD’ın Muhtıra Odaları;
Anadolu’da aşiret reisleri kahvehanelerde ya da divanlarda toplanıp karar alır.
Boğaz aşiretlerinin divanı ise kısa adı TÜSİAD olan Türk Sanayicileri ve İş Adamları Derneği’dir.
Komplo teorilerine göre TÜSİAD, sıradan bir iş adamı derneği asla değildir.
O, Türkiye’nin resmi hükümetlerinin üzerinde sallanan bir “Demokles’in Kılıcı”, bir “Gölge Kabine”dir!
1979 İlanları;
Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’i devirmek için gazetelere tam sayfa ilanlar vererek ülkeyi ekonomik felce uğratan irade, Boğaz sermayesinin ta kendisiydi!
28 Şubat Süreci;
Tankların Sincan’da yürütülmesinden çok önce, Boğaz’daki yalılarda hangi hükümetin gideceği, hangisinin geleceği, medyanın hangi manşetleri atacağı çoktan kararlaştırılmıştı.
Teorisyenler, 28 Şubat’ın askeri değil, aslında bir “Boğaz Aşiretleri Darbesi” olduğunu ve bu süreçte milyarlarca doların kamu bankalarından bu ailelerin bankalarına “hortumlandığını” iddia ederler!
Sizce Hangisi Tesadüf?
“Peki sevgili okurlar, siz bu düğümlere ne diyorsunuz?
Türkiye’nin en büyük holdinglerinin, sanayi devlerinin ve banka sahiplerinin soy ağaçlarının dönüp dolaşıp hep aynı dar çevreye çıkması, aynı okullardan mezun olup hep birbirleriyle evlenmeleri sizce sadece ‘aynı sosyal çevrenin getirdiği bir tesadüf’ mü?
Yoksa yalıların dışarıya sızdırmadığı gizli bir ‘kast anayasası’ gerçekten yürürlükte mi?
Yorumlarda buluşalım, bildiğiniz gizli akrabalıkları yazın, deşifre edelim…”
Yazı dizimizin ikinci bölümünde; Kadıköy’deki o gizemli şatoya,
Büyük Kulüp (Cercle d’Orient) duvarlarının arkasındaki masonik ritüellere,
Aydın Doğan ve Dinç Bilgin’in yalılarında manşetlerle indirilen hükümetlere,
Ve en önemlisi, Bill Gates’in son dönemde Boğaz yalılarında kimlerle neyin pazarlığını yaptığına yer vereceğiz..
Mahmut Çetin
Yorum bırakın