Turkuvaz Medya’nın Tamar Tanrıyar Sınavı

Hafızayı Diri Tutan Bir İsim Neden Hedef Oluyor?

Tamar Tanrıyar’ın rahatsız etmesinin asıl nedeni, bir paylaşım yapması değildir.

Asıl mesele; hafızayı diri tutması, manipülasyonu bozması ve uzun süredir görünmez biçimde yürütülen ilişkileri görünür hale getirmesidir.

Bir önceki yazımızda şu soruyu sormuştuk;

“Toplumu uzun süredir benzer kalıplarla etkileyen ekranlar, yalnızca reyting kaygısıyla mı hareket ediyor, yoksa algıyı ve hafızayı şekillendiren daha geniş bir yayın dili mi inşa ediyor?”

Bugün bu soruyu daha yüksek sesle sormak zorundayız.

Zira mesele artık bir paylaşım ya da bir isim değildir.

Mesele, kimin hafızayı canlı tuttuğu; kimin ise unutuşu beslediğidir.

AK Parti içinde kendini dava diliyle ifade edip medya düzeniyle uyumlu hareket eden bazı çevreler Tamar Tanrıyar’dan neden rahatsız?

Zira Tamar Tanrıyar onların en istemediği şeyi yapıyor;

Hatırlatıyor!

Unutturulmak istenenleri yeniden gündeme taşıyor!

15 Temmuz’u sıradanlaştıran dile karşı hafızayı öne çıkarıyor!

Algıyı gerçek gibi sunan düzeni sorguluyor!

Konfor alanlarını daraltıyor!

Ve en önemlisi, dava diliyle konuşup pratikte başka hesaplar güden çevrelerin maskesini düşürüyor!

Bu yüzden rahatsızlar..

Zira sorun Tamar Tanrıyar’ın ne söylediği değil; hangi konuları yeniden görünür kıldığıdır.

Sorun bir paylaşım değil;
O paylaşımın açtığı hafıza kapısıdır.

Hafıza diri kaldığında manipülasyon zayıflar.

Manipülasyon zayıfladığında ise yıllardır kurulan sessiz ittifaklar daha görünür hale gelir.

“Turkuvaz Medya 15 Temmuz Gecesi Neredeydi?”

Hafızamızı tazeleyelim;

Turkuvaz Medya’yı bize “Milli ve Yerli” diye sunanlara şu soruyu sormak gerekir;

“15 Temmuz gecesi, henüz sonucun belli olmadığı kritik saatlerde neredeydiler?”

“Neden ilk andan itibaren Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve sokağa çıkan milletin yanında görünmediler?”

Bu sorular kamuoyunda uzun yıllardır tartışılmakta!

Bizim üzerinde durduğumuz asıl mesele ise;
Bir medya grubunun hangi siyasi çizgiye yakın olduğu değil, topluma nasıl bir yayın anlayışı sunduğudur

Bir medya kuruluşu hangi sermaye grubuna ait olursa olsun..

Hangi siyasi iklime yakın durursa dursun..

Eğer aile kurumunu zedeleyen, ahlaki sınırları aşındıran ve toplumun psikolojisini olumsuz etkileyen içerikleri sürekli normalleştiriyorsa, eleştirilmeyi hak eder!

ATV’nin gündüz kuşağı programları da bu açıdan uzun süredir tartışılmayı hak eden yayınlardır.

Zira mesele yalnızca televizyon değil;
Ekranlardan topluma taşınan kültürdür!

“Asıl Tartışılması Gereken Nedir?”

Bugün isimler üzerinden yürütülen tartışmalar, çoğu zaman yayın politikalarının üzerini örten kalın bir perdeye dönüşüyor.

Oysa asıl konuşulması gereken kişiler değil;
“İçeriktir!”
“Yayın politikalarıdır!”
“Ekranın hangi değerleri büyüttüğü, hangilerini aşındırdığıdır!”

Zira medya yalnızca haber vermez;
“Karakter üretir!”
“Davranış üretir!”
“Algı üretir!”
“Ve zamanla yeni bir toplumsal iklim oluşturur!”

Tam da bu nedenle, bazı çevrelerin gösterdiği tepki bir kişiye değil;
Sorgulanan düzene yöneliktir.

Her soru, her eleştiri ve her hatırlatma, uzun süredir kurulan sessizliği bozar.

Sessizlik bozulduğunda ise görünmez hale getirilen ilişkiler ağı daha net görülmeye başlanır.

“15 Temmuz Bir Hafıza Sınavıdır”

15 Temmuz yalnızca bir tarih değil,
“Bir turnusoldür!”
“Bir milattır!”
“Bir hafıza sınavıdır!”

O gece bu millet yalnızca bir darbe girişimi yaşamadı;

Devletine, bayrağına, iradesine ve ortak hafızasına yönelmiş büyük bir saldırıyla karşı karşıya kaldı!

Tankların önüne bedenini koyanlar vardı!

Meydanları dolduranlar vardı!

Milletin iradesine sahip çıkanlar vardı!

Bu nedenle o geceyi unutturmaya çalışan her dil, yalnızca geçmişi değil; milletin ortak hafızasını da aşındırmakta olan bir dildir!

“Milletler bir gecede yıkılmaz!”

“Önce hafızaları silinir!”

“Sonra değerleri aşındırılır!”

“En sonunda da kendi çöküşlerini normal görmeye başlarlar!”

İşte bizim itirazımız tam da bunadır.

Mesele kişiler değil,
Zihniyettir!

Mesele kanallar değil,
Ekranlardan topluma yayılan kültürdür!

Ve bu kültürün hangi siyasi renge büründüğünden bağımsız olarak sorgulanması, her vatandaşın hakkı olduğu kadar sorumluluğudur!

Belki de artık şu soruyu daha yüksek sesle sormanın zamanı gelmiştir;

“Tamar Tanrıyar’ın paylaşımları neden bu kadar rahatsız ediyor

Zira hafıza, manipülasyonla beslenen düzenlerin en büyük düşmanıdır.

Perde aralandığında sorular çoğalır.

Sorular çoğaldığında ise hakikat görünür hale gelir.

Ve hakikatten rahatsız olanlar, çoğu zaman onu dile getirenlerden rahatsız olurlar!

Bu bir manifesto, bu bir uyanış çağrısıdır.

Kalemizi içeriden kuşatan asıl düşmanları görmediğimiz sürece, cephede kazanılan hiçbir zafer bizi kurtarmaya yetmeyecektir!

Mahmut Çetin

02/07/2026

Bir Cevap Yazın

MAHMUT ÇETİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin