Fon Krizi Değil; Finansal Darbe!

“Milyarlarca Dolar ve Sızdırılan Dosyalarla Çöken Gölge Sistem”

Bugün Türkiye’nin gündemine oturan “fon ve borsa skandalı”, ne sıradan bir dolandırıcılık olayıdır, ne de birkaç heveslinin cüzdanını kabartma denemesi!
Bu kriz; küresel sermaye hatlarının,
Hibrit savaş stratejilerinin,
Ve devlet içi gizli güç savaşlarının tam ortasında patlayan devasa bir jeopolitik füzedir!

“Zengin Olmak İçin Değil, Sistem Kurmak İçin!”

Bir düşünün;
Bu fonların, sistemlerin ve kapalı devre çarkların içerisinde Merkez Bankası’nda üst düzey görevler yapmış ekonomistler,
Uluslararası finansı avucunun içi gibi bilen profesyoneller var.
Bu akıl; parayı sıradan bir vadeli mevduat mantığıyla işletmek için mi bir araya geldi?

Sorulması gereken asıl soru şudur;
İçeride zengin olmak dururken, bu milyarlarca dolar neden offshore kanallarıyla, izi sürülmesi imkansız tünellerden geçirilerek yurt dışına neden çıkartıldı?

Zira mevzu “Bireysel Servet” değil, “Paralel Güç” oluşturma gayesidir!

Dünya, Doğu ile Batı arasında amansız bir örtülü finans savaşına sahne olmakta!
SWIFT denetimlerinin, Batı ambargolarının ve istihbarat kurumlarının gözetiminden kaçırılmak istenen milyarlarca dolarlık “Siyah ve Gri Para”, yeni bir finansal mimari arayışında.
Türkiye gibi jeopolitik fay hatlarının üzerindeki ülkelerde toplanan bu devasa likidite, küresel satranç tahtasında bir “mülkiyet zırhı” kazanmak ve zamanı geldiğinde örtülü operasyonları finanse etmek üzere yurt dışına transfer edildiği aşikardır!

Çift Taraflı Tuzak;

“Eski Bakan, Eşi ve Aynı Çevreler”
Bu kurgunun siyaset ayağına baktığımızda, sistemin sadece finansal değil, aynı zamanda yıkıcı bir siyasi tuzak olarak tasarlandığı anlaşılmakta..

Eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı, Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi gibi siyasetin tepe noktalarındaki figürlerin adının bu tür fon tartışmalarının merkezine oturtulması da tesadüf değildir.

Aile Bakanını bu fonlara yönlendirenlerle,
Bilgi ve belgeleri YENİ Parti’ye ulaştıranların aynı çevreler olup olmadığı da araştırılmalıdır!

İşte kumpasın çift taraflı mekanizması tam olarak burada çalışır;
“Tuzağa Çekme (Yemleme)”
Gizli bir odak, iktidar partisindeki kritik isimleri ve bakan ailelerini bu yüksek getirili finansal çarkların içine çeker..

“Belgeleme ve Sızdırma (İnfaz)”
Aynı odak, bürokrasi içindeki uzantıları vasıtasıyla bu ilişkileri adım adım dosyalar ve “dürüst memur” kılıfı altında muhalefet partilerine servis eder!

Yani karşımızda usulsüzlüğü önlemeye çalışan namuslu bürokratlar değil;
Önceden kurbanını bataklığa çekip ardından o bataklığın belgelerini muhalefetin eline “Saatli Bomba” olarak tutuşturan bir istihbarat aklı vardır!

“Neden YENİ Parti ve Neden Şimdi?”

Eğer amaç vatandaşı korumak ya da suçu engellemek olsaydı;
Devletin Teftiş Kurulları,
Devlet Denetleme Kurulu,
Savcılıklar,
Ve MİT/MASAK kanalları dururken,
Belgeler doğrudan bir muhalefet partisine taşınmazdı!

Bu tablo, siyasi sorumluluğun, devlet aklının ve ekonomi yönetiminin asgari ciddiyetini masaya yatırılması gerektiğinin ilanıdır!

Karşımızda çok uçlu, hepsi de birbirinden vahim bir gerçeklik durmakta;
Bir yanda krizi önceden okuyup milyarlarını son anda kurtardığı iddia edilen muhtemelen içeriden bilgili siyasetçiler..
Fatma Betül Sayan!

Diğer yanda “Haberim yoktu, yüzlerce milyonumu kaptırdım, ben de mağdurum!” diye hayıflanan iktidarın Ekonomi İşleri Başkanı Nihat Zeybekci!

Ve tüm bu hengâmenin tam ortasında, “Ekonomik Gidişatta Rasyonel Zemin” iddiasıyla direksiyonda oturan Hazine ve Maliye Bakanı Memet Şimşek!

Şimdi soralım ilgililere ve de yetkililere;
Biz bu hikâyede kimi kime şikâyet edeceğiz?
Nihat Zeybekçi Bey’e deriz ki;
“Haberim Yoktu” şeklindeki açıklamanız Siyasi Sığınak Olamaz!”

Sayın Zeybekci,
Eski Ekonomi Bakanı’sınız!
İktidar partisinin bugünkü Ekonomi İşleri Başkanı’sınız!
Çocukluğunuzda size;
“Yırtık donlu Nihat” dediklerini unutmadığınızı anlatırdınız, güzel..
Ama bugün ortağı olduğunuz şirketlerin devasa kaynağı Tera fonunda erirken;
“Haberim yoktu, müsaade etmezdim!” şeklindeki sözleriniz..
En hafif tabirle;
“Basiretsizliktir!”

Siz ki ekonominin risklerini okumak, siyasi iradeye yol göstermek, tehlikeyi önceden sezmekle mükellefsiniz!
Kurumlardan ve çevrenizden fon krizine dair uyarılar aldığınızı bizzat itiraf ediyorsunuz!
Peki uyarısını aldığınız felakete karşı kendi şirketlerinizin kasasını bile koruyamadıysanız;
Bu milletin, bu ekonominin makro risklerini nasıl yöneteceksiniz?

O koltuğun ve taşıdığınız unvanların bir ağırlığı vardır.
Devletin ihmali var” diyerek kendinizi 455 bin mağdurun arasına katıp kenara çekilemezsiniz!
Zira siz o devlete yön veren aklın bizzat kendisisiniz!

Eğer o koltukta oturup da mağdur rolüne bürünüyorsanız, orada ciddi bir liyakat ve sorumluluk krizimiz var demektir!

Mehmet Şimşek’e Ne Diyelim?
Dilinizden düşürmediğiniz;
“Rasyonel Zemin” (Her ne anlama geliyorsa..) Gölge Bankacılığın Yuvası mı Oldu?”

Peki Sayın Memet Şimşek?
Gelelim madalyonun diğer yüzüne;
İktidar bürokrasisi;
“Ayrıcalıklılar parasını kurtardı!” dedikodularıyla çalkalanırken..
“Ben de mağdurum!” çığlıkları yükselirken..
Sayın Şimşek bu işin neresindedir?

Sayın Şimşek; CDS’leri düşürmek, gri listeden çıkmak ve yabancı sermayeye gülücükler dağıtmak makro dengeler için önemli olabilir.
Ancak SPK ve BDDK gibi denetim organlarının tepesindeki irade olarak, piyasayı mantar gibi saran bu “Saadet Zinciri” kurgulu fonlara göz yummak hangi ekonomi kitabında yazar?

Astronomik getiriler vaat eden bu fonlar finansal sistemi kemirirken denetim mekanizmaları nerede uyuyordu?

Bir kısım siyasi figürlerin kriz çıkmadan hemen önce parasını çekebildiği bir düzende, asimetrik bilgi akışını engellemek sizin idari ve etik sorumluluğunuz değil midir?

“Ben makro rakamlara bakarım, gerisi piyasanın bileceği iş!” diyerek sistemdeki çürümeyi izlemeyle yetinmek;
Sizin “Sütten Çıkmış Ak Kaşık” olmanıza yeteceğini mi sanıyorsunuz?

Eğer piyasaya “Devletin izni var” güvencesiyle para yatıran 455 bin vatandaş ve hatta kendi partisinin Ekonomi Başkanı bile çarpılıyorsa;
Burada denetim zafiyeti, denetim körlüğü ve daha da vahimi idari ihmal vardır!

Mağdur Değil, Sorumlusunuz!
Öyle ellerinizi oğuşturup sıyrılamazsınız!

Devlet yönetmek, kriz patladıktan sonra ağlama duvarı örmek değildir.
Risk henüz kapıdayken neşteri vurmak, vatandaşı da piyasayı da korumaktır!
O koltuklar mazeret üretme yeri değil, hesap verme ve sorumluluk üstlenme makamıdır!

Peki Neder Bu Krizin Adı?

Devletin Kılcal Damarlarına Sızmış Yapıların;
Muhalefeti Silbaştan Dizayn Etme,
Türkiye’nin Finansal Sistemini Sabote Ederek,
Türk Devleti’ne ve Dolayısıyla
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Karşı Düzenlenen Örtülü Bir “Finansal Darbe” Denemesidir!

Mahmut Çetin

01 Ekim 2026


Bir yanıt yazın

MAHMUT ÇETİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin